Gün batımına doğru salça ekmek yemek

Alelacele (bu kelime bitişik yazılıyordur değil mi) evden çıkarsın ya hani

hani yolda hep içinde sanki bir şeyi unutmuşsun gibi bir his olur. Ben işte her zaman öyle hissediyorum.

Düşünüyorum düşünüyorum. Neyi unuttum acaba?

Sence neyi unuttum ben?

Galiba yaşamayı unuttum! Daha doğrusu nasıl yaşanacağını unuttum. Hep bir kararsızlık halleri. Ne yapacağını bilmezlikler…

Orta okuldan eve gelip dertsiz tasasız mutfağın balkonunda cam kenarına oturup gün batımına doğru salça ekmek yemeği özledim.

Size sınav sorusu:
1) Nasıl böyle boşlukta hissetmez insan?
2) Nasıl inancını yitirmez?
İlk soru 60, ikinci soru 40 puan. Süreniz başlamıştır.

Not: İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.

Yayınlayan

Sami

Profesyonel yazılım uzmanı, amatör fotoğrafçı, bisiklet aşığı.

“Gün batımına doğru salça ekmek yemek” üzerine 8 yorum

  1. 1) Boslukta hissetmek icin yalniz olmak gerek. Etrafimizda yuzlerce melek varken, her adimimizi izleyen Allah (c.c.) varken, ve O “Ben size şah damarimizdan bile yakinım” demisken insan niye yalniz hissetsin ki kendini.. Insan salcali ekmek yerken niye mutlu olur.. Salcalı ekmekte olsa, ailesinin yaninda yedigi ve herseyden bihaber oldugu icin mi? Simdi ise hayatin kargasasi ile karsi karsiya gelince hemen hosnutsuzluk mu basgostermeli? Yoksa “ve Allah sebepleri yarattı” ayetini dusunup bu kargasanin ters yuzunu gorerek, kucuk bir cocugun ipi yavas yavas takip ederek yumagi bulması gibi sebeplerin sebebini mi bulmali? Bence salca ekmek yerkenki halimiz “O”na en yakin oldugumuz yillardi.. Birsey yapmasak bile masumane dusuncelerimiz, safligimiz icimizde anlamadigimiz huzuru yaratiyordu.. O yuzden ozledigimiz ekmek degil yakinligimizdi …

  2. bir insan hayatı nasıl olmalı dendiğinde senin oldukca güzel bir hayat çizgisi çıkartabileceğini düşünen boşlukta kalmış kendini devamlı bir sıkışıklık halinde hisseden bunalıma meyil bir insan (sende öylesin bence)olarak cevaplara geçeyim.
    sorularının cevabı herkesin içinde saklı olmakla beraber hayata tutunmak için sebebin yoksa devamlı bir sıkılma, rotası belli olmayan yolundan bile şaşma halinde olursun tatminsizlik halinde ortalıkta dolaşırsın. şöyle düşünmeli yaa hayat bu kadar basit olmamalı yemek,içmek için gelmiş olmamalıyız dünyaya.
    ucundan tutup peşinden koşacağın bişeylerin olmalı hayatta elde etmek için çabaladığın bişeyler olmalı. sanırım can yücelindi basit yaşayacaksın diye bir şiiri var
    “Beklentilerin de basit olacak.
    Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.”
    şöyle bir dize VAR şiirde(bu şiiri severim).
    evet basit yaşayacaksın küçük şeylerle mutlu olucaksın ama kimseye şiirdeki gibi kaf dağının önünden sunulmamıştır mutluluk bu kadar kolay değildir çünkü mutlu olmak.mutluluk bir anlamda hakedene verilir the SECRET diye bir kitap VARya belgesel(film)ide çekildi insan gerçekten istedikten sonra yaptıklarına karşılık olaylar istediği şekilde gelişir ve insan amacına ulaşır temasında bir belgesel. İçinden bulunduğun durumu bilerek bir tavsiye diyebilirim sana uzun vadeli veya kısa bir amaç,hedef belirle kendine ve onun peşinden git onu kovalarken etrafından gelişen olaylarla zaten hayatın zenginleşecektir yeni insanlar dahil olucak kimileri kalıcı kimileri gidecek ama sonuçta amacın peşinden koşarken hayatı yakalamak içinde adım atmış olucaksın. bu belirleyeceğin amaç illa yurt dışı veya şehir değişikliği içermek zorunda değil ama günlük yaptığın şeyleri değiştirecek insanlarla irtibat kurmanı sağlayacak şeyler olmalı bir anlamda hayatını düzene sokacak insan içine çıkmanı sağlayacak seyler diyebiliriz;)
    nerde geçiyordu hatırlamıyorum aldatma meyillisi bir adam tarafından söleniyordu hergün kurufasülye pilav yenir mi arada piliç yemek ister insan gibisinden bişey:D bu örneğe görüş olarak pek katılmasamda durumumuz bundan ibaret sami yani hergün kurufasülye pilav yiyoruz abi değişiklik yaratabilecek şeylerden mümkün oldugunca kaçıyoruz kendi kabugumuza çekildik bir anlamda yaa düşünsene bi en son ne zaman karnını doyurmak vs dısında sırf eğlence olsun diye kafe,bar,taçev vs gittik hayatı rutine bağladık daha kaç yaşımızda..
    ben mesela bunalımlarıma kimseyi sebep olarak göstermiyorum çünkü sebebi benim.
    diyoruz ki denizli kötü şöyle böyle bu şehirde sıkışmış hissediyoruz kendimizi ama sorun bakış açımızda bu şehirden çıksanda 3-5ay yeni insanlar felan derken sonra yine aynı durumlar bence sen kendin için bişey yapmazsan kimse senin için bişey yapamaz içindeki boşluğu doldurcak bişeyler bulmaya bak.
    bir filmden alıntı kendi acını seçmekte özgürsün nerden gidersen git sonu hep aynı ACI ama samicim bu acı hayatın gelişigüzelliğiyle ortaya çıkan acı olmamalı yolunu çizmeli acını seçmelisin hayatı ISKALAMAK yerine kendi acını kendin bulmalısın…

    Not: bir sürü yazdım ettim ama sende biliyorsun ki yukarıda dediklerinden çoğunu kendi hayatına yansıtamayan bir insanım aslında en kötü olanıda doğrusunu bilip ama uygulayamamak olsa gerek :S

  3. 2) Adem(a.s)’a camurdan insan sekli verildikten sonra bir rivayete gore tam 40 yil kurumaya birakilmis. Tum melekler kendilerinden ustun bu varliga ruh uflenecegi gunu beklerken hergun onu ziyaret edermis. Iblis “eger bu toprak parcasi benden ustun tutulursa ona bas egmem. Allah adına yemin ederim ki onu mahvederim. Demek bunca yildir yapilan zikir, tesbih ve ibadet bir tarafta kalacak ve kokmus balciktan yapilan su cesed bas kosede oturtulacak, izzet ve ikram goren O olacak, bunca meziyetin sahibi iblis bir koseye itiliverecek.. oyle yagma yok” demis. Iblis bu dusuncelerin altında tekrar tekrar hergun Ademi gormeye geliyor, hicbir seyden haberi olmayan ve yillar boyu upuzun yatan toprak cesede vuruyor ve “soyle, sen ne icin yaratildin?” diye haykiriyor, fakat cevap olarak gelen ses, sadece bir testiden, bir comlekten gelen sesin ayni oluyormus.. Sonunda meleklere “hazır ol!” fermani ulasmis. .”Ben onu tesviye ettigim ve kendi ruhumdan ufledigim zaman derhal ona secde ile tazim edin” denmis. Ruh uflenmesiyle, Adem kipirdadi.. Yerinden dogruldu, ardından ayaga kalktı.. ve Melekler ordusu “Allahu Ekber” dedi, aynı anda secde ettiler… Hz. Adem adeta Ka’be gibi ortadaydi. Ancak biri vardi ki dimdik, sirik gibi ayakta duruyor baslarini secdeye koyan melekleri kin dolu bakislariyla suzuyordu. “Ey iblis! Ellerimle yarattigim bu varliga secde etmekten seni alikoyan nedir? kibirlendin mi? yoksa bu emre muhatab olmayacak kadar yuce varliklardan mi oldun?” dedi. İblis ise: “ben ondan hayirliyim cünkü beni atesten yarattin onu ise topraktan yarattin” dedi.Ozur dilemek bir yana bu cureti gosterecek kadar kustah olan iblis boylece Allahın huzurndan kovuldu. Ama son bir istegi vardı ki Allah(c.c) tarafindan yerine getirildi. “Insanların yeniden diriltilecekleri gune kadar bana muhlet ver,oldurme..” Evet bundan boyle kendisi icin cennetin adi bile edilmezdi, tek gayesi ayeti kerimede denildigi gibi “Sen’in yolunun uzerinde onlara pusu kurup oturacagim. Sonra onlara onlerinden gelecegim, arkalarindan gelecegim, sag taraflarindan,sol taraflarından gelecegim ve Sen onlarin cogunu sukreden kullar olarak bulamayacaksin” dedi. Ve henüz bir toprak parcasi iken, hayata ilk adımlarını bile atmamıs olan Adem ilk ve en buyuk dusmanini boylece kazanmis olmus. Ruh uflendikten sonra yerinden dogrulur dogrulmaz ise, kendisi ve ardindan gelecek olan soyu hicbir suclari olmadigi halde hayatlari boyunca iblisle beraber imansiz bir sekilde ölüp onunla cehennemi paylasmak pahasina amansiz bir mucadeleye gireceklerdi.. Evet imani kaybetmek cok kolay cunku hic yorulmayan bir dusmanimiz var. ta babamizdan bize miras kalmis bir dusman.. o yuzden hayatimizin her aninda temkinli dusunup o sekilde hareket etmeli; Cenabı Allahin yanımızda oldugunu bilirken, iblisinde bizi yalniz birakmadigini aklimizdan cikarmamaliyiz diye dusunuyorum..

  4. “içindeki boşluğu doldurcak bişeyler bulmaya bak..”
    anahtar kelime bu..
    iki sorun’un’un da cevabı burda..

  5. ateşin ışığında terleyerek durdum. göğsümdeki kan lekesi, şiddet dolu yeni bir kıtanın haritası gibiydi. arındığımı hissettim. karanlık gezegenin, ayağımın altında dödüğünü hissettim ve kedileri geceleri bebek gibi bağırtan şeyi tanıdım. insan yağıyla ağırlaşmış dumanın ardından gökyüzüne baktım; tanrı orada değildi. soğuk, boğucu karanlık alabildiğine uzanıyordu. yalnızdık. hayatlarımızı, yapacak daha iyi bir şey olmadığından yaşıyoruz. sebebini sonradan buluyoruz. hiçlikten doğuyor, kendimiz gibi cehenneme mahkum çocuklar doğuruyor, hiçliğe gidiyoruz. başka bir şey yok. varoluş, tesadüf eseri. uzun süre bakınca hayal etmeye başladığımızın dışında bir motif yok. dayatmayı seçtiğimizden başka bir anlamı yok.

  6. velhasıl kelam dermanı yoktur bu melankolinin……mütemadiyen yoklar gelirrr giderrrr, gelirrrr giderrrr, taaki fişin çekilene kadar…

  7. cevapsız sorular..
    bulduğu cevaplarla oyalanmaya çalışırken kendini kandırdığını farketmeyenler..
    anlamsız cevaplar bulmak yerine ,bunu da yaşamayı tercih edenler..
    iki yol da aynı.
    sen nedenleri biliyorsun,cevaplarıysa istemiyorsun,istediğin gün zaten bu durumdan çıkmış olursun.bir şeyler yapman gerektiğini düşünme yeter..hayat işte..unuttuğun şeyin içindesin..

  8. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam..

    sende salçalı ekmek bende otlu peynir..haa bir de fırından yeni çıkmış sıcak ekmek kokusu… fonda çocukluğum,bir elimde salçalı ekmek, bir elimde üzerinde otlu peynirli taze ekmek… :D

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.