1 tuvalet 1 millet

Yazı yazmayalı 2 yıldan fazla zaman olmuş. Bu sessizliği floşşş sesiyle bozmak istedim.

Geçtiğimiz Ağustos ayı eşimle beraber Amsterdam’a çocukluk arkadaşım Önder’i ziyarete gitmiştik. Amsterdam’da ve ziyaret ettiğimiz Brugge şehrinde bir şey dikkatimi çekti. Girdiğimiz bütün tuvaletler (bir tanesi hariç) son derece temizdi. Restoranlar, parklar, publar, kafeler, eğlence mekanları ayrım yapmaksızın hepsi.  Gördüğüm tek kirli tuvalet ise kebap yediğimiz bir Türk restorana aitti. Bu tuvaleti diğerlerinden ayıran fark yalnızca nispeten kirli olması değil, bu tuvalette taharet musluğunun da bulunmasıydı. Bu ayrıntıyı fark ettiğim an kafamda kıvılcımlar çaktı.

Tuvaletler milletlerin parmak izi gibi. Kim oldukları, yaşayış biçimleri, iş yapış şekilleriyle ilgili pek çok bilgi veriyor. Yukarıdaki örneği inceleyelim. Tipik bir Hollandalı poposunu tuvalet kağıdıyla nispeten temizlese de kullandığı umumi tuvaleti evindekinden farksız bırakıyor. Dışarıda dolaştığı ayakkabısıyla evde dolaşması ve evini temiz tutuğu gibi sokakları da temiz tutması gibi. Evleri belki bir Türk evi kadar temiz değil ama sokakları evleri kadar temiz. Bir de bize bakalım popomuzu sularla aklayıp paklıyoruz ancak umuma açık yerlerde tuvalete dolayısıyla bizden sonra gelecek insana aynı saygıyı göstermiyoruz. Kendimize temiziz. Tıpkı sokağa çöpümüzü bırakıp evimize ayakkabımızla dahi girmeyecek kadar hassas olmamız gibi.

Türkiye’ye geldikten sonra tuvaletlere ayrı bir gözle bakar oldum. Tuvaletler bizim DNA’mız gibi. Hayır canım tuvalete bıraktığımız DNA’lardan bahsetmiyorum. Mecazen tabi ki! Diğer insanlara olan saygımızdan, iş yapış biçimimize kadar herşeyi ele veriyor. Mesela mı?

Mesela aşağıdaki resim.

Sanayi lokantasında bir tuvalet. Duvara gömme sifon bozulmuş. Bir kaç defa tamir edip düzgünce monte etmeyi denemişler. Dikiş tutmayınca silikonla yapıştırmışlar. Her bozulduğunda silikon sökülüp tamir edilip tekrar monte edilmiş. Derken yine bozulmuş ama bu sefer silikonla uğraşmak zor gelmiş. Sonra ne mi olmuş? Bkz bir sonraki resim.

 

Tadaa! Duvara gömme sifondan vazgeçip yeni bir su tankı ve sifonla mutlu mesut yaşamışlar. Sol taraftaki musluktaki işçilik göz dolduruyor.

 

Pisuvar
Bu da Türkiye’nin en büyük hazır giyim firmalarından birinin plazasındaki pisuvar. Düzgünce yapılan bir şeydeki aksaklığı giderme yöntemlerimiz çok başarısız. Bir süre sonra pisuvarın değişmesiyle son bulacak bir girişim. Laf aramızda bu pisuvarın sağındaki ve solundaki pisuvarlar da aynı durumda.

 

Lavabo
Genel olarak çalışma prensibimiz bu. Başarısız bir tamir denemesiyle başlayıp tamir edilen şey her ne ise yanına yenisinin absürt biçimde konmasıyla sonlanan bir süreç. Sabunluklar dikkatinizi çekti değil mi? Eskisine kıyılmaz, yanına yenisi konur ama eğreti durmasına dikkat edilir. Yeterince eğreti olmadı mı? E o zaman altına plastik bardak koyalım.

 

Lavabo MOI
Ne kadar lüks bir mekan olduğuna bakmaksızın bu böyledir. Burası Türkiye’nin en büyük AVM’si. Sabunluklara dikkat!

 

Tuvalet Kağıdı
Eğretili işler konusunda uzmanız. Sağdaki ilk kullanılan tuvalet kağıtlığı. Bakmışlar iki tuvalet kağıdı uzun süre idare etmiyor. Ne yapalım? İyisi mi daha büyüğünü takalım ama eskisini çıkarmayalım ki eğreti dursun. Offf yine yeterince eğreti olmadı. O zaman yenisinin bir de yerini değiştirelim izi kalsın.

 

Sifon
Evinizde kaçınız sifonu çekmeyi unutuyor? Burası bir havaalanı tuvaleti. Bildiniz! Türkiye’de tabi ki! Henüz International Airport olamamış ki ingiliççesini yazmamışlar.

 

Sifon
Bahsettiğim haneye ayrı umuma ayrı muamele olayı eğitimden, teknolojiden bağımsızdır üstelik. Burası İstanbul’un büyük üniversitelerinden birinin teknoparkı. Evet evet yanlış duymadınız. Teknopark yok mu?! Hani şu klozet kapağına işeyip sonra da gidip ar-ge yapan adamların olduğu vergi muaf binalar!

Olay tuvalete özgü değil. Bizim yoğurt yiyiş biçimimiz bu. Tesisatçısından, araba tamircisine, memurundan, millet vekiline, öğretmenine hatta yazılımcısına kadar bu yoğurt böyle yeniyor.

Şimdi konuyu tuvaletten yazılıma bağlayacağım hazır mısın?

Yazılım geliştiren arkadaşlar beni çok iyi anlayacaklardır. Diyelim ki elinize başka birinin bir kaç yıl önce geliştirdiği bir yazılım projesi (duvara gömme sifon) geldi. Projeyle ilgili bir kaç yeni özellik eklemeniz ve mevcut bir kaç bugı gidermeniz (bozulan sifon butonunu tamir etmeniz) istendi. Geliştirmenizi yapıp bugları giderdiniz. Bir kaç gün sonra yeni buglar geldi. Onları da giderip etrafını bir güzel silikonladınız. Sonra bir kaç bug daha çıktı. Silikonu söküp bugı giderdiniz ve yeniden silikonladınız. Bir hafta sonra yeni bug bildirdiler. Artık silikonla uğraşmak zor geldi ve asp.net mvc, nosql, angular ve typescript ile restful son model bir su deposu ve sifon kodladınız. Yeni tuvaletiniz hayırlı olsun. Güle güle s….!

Yayınlayan

Sami

Profesyonel yazılım uzmanı, amatör fotoğrafçı, bisiklet aşığı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.