Erkekler Nasıl Kadınlardan Hoşlanır II (Kadın Gözüyle)

Arkadaşım Merve’den gelen cevabı yorum olarak değil de yazı olarak yayınlamaya karar verdim.
Erkekler Nasıl Kadınlardan Hoşlanır yazısını okumayanlara öncelikle bu yazıyı okumalarını tavsiye ederim.

İşte Merve’nin yorumu. Okumaya devam et Erkekler Nasıl Kadınlardan Hoşlanır II (Kadın Gözüyle)

Erkekler Nasıl Kadınlardan Hoşlanır?

Anneleri gibi tabi ki!

Okumadan önce belirtmek isterim.

  • Anlattıklarım bir kişiye ya da kişilere ithafen yazılmamıştır.
  • Sanatsal bir değeri yoktur.
  • Doğru-yanlış gibi bir olgu söz konusu değildir. Kişiden kişiye değişen düşüncelerden öteye gitmemiştir.

Okumaya devam et Erkekler Nasıl Kadınlardan Hoşlanır?

Bana acıtasyon yapma lan!

Geçtiğimiz Pazar günü evi temizlerken kendimi iyi hissetmemeye başladım. Akşam öksürüğüm arttı ve biraz da üşüme hissi vs… Pazartesi günü yataktan kalmayacak hale geldim dolayısıyla işe gidemedim tabi. Konu açılmışken Sami mis gibi tatil yapıyor ooohhh düşüncesine kapılan, hemen tebeşir tozu çakıp işten kaçan arkadaşlar isimlerinizi biliyorum :).

Pazartesi yatak döşek şeklinde geçti. Salı günü de aynı etkiler devam edince aile hekimime gitmeye karar verdim. Salgın gibi yayılmış meğer. Aile hekimliği uygulaması olmasına rağmen sabah saat 10:30’a kadar 75 kişi gelmiş. Neyse sıram geldi. Muayenemi oldum. (Unutturma da yazının sonunda bir hikaye anlatacağım.) İlaçları almak için hemen muayenehanenin altındaki eczaneye uğradım. Eczanede ben gibi Hataylı bir delikanlıyla tanıştım. Evdeyken ara ara üşüme geldiğinden ateşim olabilir diye düşünüp ilaçların yanında termometre de istedim. Evde öyle bir beklentim yoktu ama yine de ateşimi ölçeyim dedim. Aman tanrıııım 39. Tekrar yatak döşek halleri. Akşam Cüneyt işten döndü. Malum hastayım yataktan kalkamıyorum. En ufak ricamda bana bağırmalar, çağırmalar. Neymiş acıtasyon yapıyormuşum. Sanki keyfimden yapıyorum. İlacın yan etkisi o Cüneyt.

İşte belge. İşte kanıt. Bu arada ilacın yan etkileri gerçekten hissediliyor. İlacı almaya başladığımdan beri üzerimde bir stres, bir sinirlilik hali. En ufak, en sıradan şeylere deli gibi sinirleniyorum. Sıradan gündelik olay, Cüno ile PES09 oynuyoruz. Cünoyla aynı takımdayım (Master League). Hastalığıma rağmen çok başarılı bir şekilde top çalıyorum, adam geçiyorum. Asist olması gereken paslar veriyorum ama Cüneyt ya kaptırıyor ya dışarı atıyor. Dediğim gibi günlük sıradan, sürekli gerçekleşen olaylar ama nasıl sinirleniyorum. Yeni aldığım çift titreşimli gamepadimle Cüneytin kafasına kafasına çakasım geliyor. Allah’tan Ayşe (Cüno’nun yavuklusu) falan arıyor da Cüneyt 3-4 dakikalığına oyundan çıkıyor. Hemen beraberlik ardından öne geçmeler falan sinirimi öyle bastırıyorum. Bir de artık öğrendim Cüneyt’e ceza sahasına geç diyorum orta kesecem diyorum. %35 Orta %65 şut bir karışım hazırlıyorum. Cüneyt’in içeride beklettiği adamın kafasına çarptırıp golümü atıyorum. Hem Cüneyt kendi attı zannediyor seviniyor. Hem de ben gol kaçırmadığımız için sinirlenmiyorum.

Pazar günü temizilik yaptığımı söylemiştim ya. Hepsi boşa gitti. Perşembe günü sokakta yürüyen herkes deli gibi tokat yedi. Saatteki hızı 396km/sa’i bulan rüzgar (tabi ki attım) sayesinde mühendislik fakültesinden rektörlüğe kadar sadece 4 adımda vardım (biz de yedik). Malum çatı katında oturuyoruz. (Yok yok daldan dala atlamadım şimdi topluyorum) Çatı katlarının yalıtımını genelde adam gibi yapmıyorlar. Böyle rüzgarlı havalarda çatıyla tavan arasında kalan bütün tozlar tavanın eklem yerlerinden resimdeki karlı küredeki gibi evin içine yağıyor. Neyse. Sen hatırlatmadın ama ben unutmadım. 2006 ya da 2007 yılındayız. 1 sene önce ayağımda beyaz, sert bir nokta oluşmuştu. Ayakkabıyı bir kaç defa çıplak ayak ile giymek zorunda kalmıştım. Ondan olduğunu düşünüyordum. Neyse Türkiye’ye geldiğimde Hatay’daki evimizin yakınındaki sağlık ocağına gittim. Sıram geldi. Hal ve hareketlerininden kıç… neyse yazmayacağım (kendini beğenmiş işte).  Neyse sıram geldi girdim içeri. Kadına ayağımda çıkan zımbırtıyı anlattım. Ayakkabımı, çorabımı çıkarttım. Doktor uzaktan şöyle baktı. Kendinden gayet emin bir şekilde basur bu dedi. Kadın o kadar emindi ki inandım. Eyvah dedim. Durduk yere şimdi kıçımın üzerine oturamayacağım. Neyse yerinden kalkma zahmetinde bulunup yakından baktı evet nasır bu dedi. İçim rahatladı artık oturabilecektim ama bu sefer de yürüyemeyecektim. Verdiği ilacı gittim eczaneden aldım. İlacı prospektüste tarif edildiği gibi kullanmaya başladım. Beyaz leke büyümeye tahriş olmaya ve acımaya başladı. 1 senedir beni rahatsız etmeyen şey canımı yakmaya başladı. İlaca bir iki gün daha devam ettim. Artık ayağımın üzerine basamayacak duruma gelmiştim neredeyse. Artık gerçekten bir nasırım vardı. Kadının verdiği tam anlamıyla bir nasır ilacıydı. Nasırın olsun istiyorsan alıyorsun o ilaçtan düzenli kullanımda bir haftaya kalmaz tam istediğin gibi bir nasırın oluyor. Acıya daha fazla dayanamayınca ilacı bıraktım. Bir kaç gün içinde nokta küçüldü. Bir iki ay sonra da kayboldu. Artık çekinmeden söyleyebilirim. “Beni de Türk hekimlerine emanet ediniz.”

Yukarıda söylemeyi unuttum. Hastalığımda beni yalnız bırakmayan ziyaretime gelen tüm arkadaşlarıma ( Erkan, Serkan, Süleyman abi (çorba süperdi;) ), Murat, Ceyda, Merve, Gökhan, Zafer, Kamil, Yunus, Adem, Mevlüt, Alp Eren)* çok teşekkür ederim İyi ki varsınız. Aynısı ziyaretime gelemeyen, arayan, mesaj gönderen ve bir yolla iyi dileklerini ileten (Fatmana, Sema, Ömer, Yeşim ve adını yazmayı unuttuğum) tüm arkadaşlarım için de geçerlidir. İyi ki varsınız.

*Ziyaret sırasına göre yazılmıştır :p

Premium Muhabbet

Cüneyt’in* ayağına fön makinesi düştükten sonra.

C:Ayaaam ayaaaaam ayaaaam

30 sn sonra

C: Ayaaam diye bağırıyorum hiç yardıma gelmedin hiç koşmadın :x
S: Ben ingilizce konuşmaya çalışıyon sanıyodum  I’m I’m .. Cümlenin gerisini bekliyordum :D

C: Geçen gün Gökhan’a nakliyecinin numarasını yanlış vermişsin.  Evden nakliyeciye kadar yürümüş. Ne sövmüştür sana. Kulakların çınladı mı?
S: Sol kulağımdan kan geldi :S

Premium ne alaka diyeksin. Onu Ömer‘e sorun ;)

*Ev arkadaşım