Dünyanın En Güzel Gözleri

Hoşça kal trenDün Ankamall’dayken asansörün düğmesine basmak için deli gibi sabırsızlanan ve düğmeğe basınca mutlu ama çoook mutlu olan çocuğu görünce aklıma çocukların masumiyetleri ve dünyaya nasıl bir gözden baktıklarını anlamamı sağlayan 20 Şubat’ta yaşadığım şu olay geldi.

 

20 Şubat 2011 henüz acemi birliğindeyim. Haftasonu çarşı iznim bitmek üzere, malum kışlaya belli bir saatten önce dönmek gerek. Dikimevine gitmek üzere Kızılay’da Ankaray’a bindim. Trenin hareket etmesine saniyeler var, pencere kenarına oturmuş beklerken engelli asansörünün kapısı açıldı. İçeride 2-3 yaşlarında kız çocukları olan bir çift. Bababının kucağında ufaklık ve annenin elinde de bebek arabası. Aile asansörden inerken trenin kapıları kapandı ve tren yavaşça hareket etmeye başladı. Adam treni kaçırmanın verdiği sinirle elini yana savurup asık bir suratla söylenirken kucağındaki kızı gülerek kaçan trene el sallıyordu. Tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Seçmece Bayram Halleri

Giderken

Hatay’a vardıktan sonra eve gitmek üzere taksiye (80 küsür model bir renault (ğöno) ) bindim.  Emniyet kemerini takmaya çalıştım. Anlamadığım bir şekilde sağ tarafımda 3 adet emniyet kemeri kayışı vardı. Hepsini sırayla çekmeye çalıştım ama çekemedim.

Dayıya:

S: Bozuk mu bu?

T: Yok yok gerek yok taksilere zorunlu değil o diğer araçlarda zorunlu.

4-5 dakika sonra o arabayla çevre yolunda 90km/s ‘ye çıktı. Neyseki taksilerde zorunlu değilmiş emniyet kemeri. İçim rahattı o yüzden.

Bayram Sırasında

Hatay’a giderken otobüs terminalindeki kitapçılardan birinden pazarlama ve iş dünyası üzerine 2 tane kitap aldım. Birini giderken bitirdim. Diğerini de gelirken yarıladım. (Şimdi konudan konuya atlamış gibi görüneceğim ama aslında öyle değil) Söylemesi ayıp bayramın 2. günü çiğ köfte vardı yemekte.  Çiğ köftenin yanına kıyma kavururlar. O kıymanın içine maydanoz ve ceviz koyarlar. O cevizleri kırmak üzere annem mutfağa yardıma çağırdı.

S: Kaç tane ceviz kırılacak?

A: Bilmem sen kırmaya başla bakarız.

S: Olmaz öyle! Sen bana adet vereceksin. Ben sana ne kadar sürede bitirebileceğime dair bir teklif vereceğim. Sürede ve fiyatta anlaşırsak başlarım kırmaya.

A: Yok adet madet. Ben tamam deyince bırakırsın kırmayı.

Dönerken

Dönüşte yine taksiye bindim. Bu sefer emniyet kemeri çalışıyordu :). Şu taksiciler çok alem adamlar. Amca durakta beklerken elinde taze demlenmiş davşan kanı sıcacık çay vardı. O soğukta bırakmak istemedi çayı. Bir elinde çay, bir elinde direksiyon yudumlaya yudumlaya eve kadar kullandı :).

Kurban Bayramından Latifeler

Kardeşim Nida küçükken (tahminen 2-4 yaşlarındayken)  kurban bayramında koçun kesimini gördükten bu yana adam gibi et yemiyor. Benzer durumların tekrarlanmaması ve küçüklerin etkilenmemesi için bizimkiler biraz daha dikkatli davranıyorlar. Aşağıdaki konuşma kuzenimin (Samih) oğlu Çağan (2-3 yaşlarında), Fatih Amcam ve Kadir’in (kuzen) arasında geçiyor.

Koyun kesildikten sonra yerde bir yandan derisi yüzülüyor. Bir yandan da ayaklarını kırıyorlar. Bu sırada Çağan sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

F: Koyunun ayakkabılarını çıkartıyorlar.

Koyunun kafası kesilirken Çağan tekrar sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

F: Koyunun şapkasını çıkartıyorlar

Koyunun derisi de bir yandan yüzülüyor tabi. Çağan tekrar sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

K: Koyunun montunu çıkartıyorlar.

Daha sonra evde Çağan olayı anlatır.

Ç: Bütün koyunların montlarını çıkarttılar bisürü mont oldu.

:D

Fotoğraf makinemi Denizli’de unuttuğum için konuyla ilgili fotoğraf çekemedim. Akıllı kardeşim de kendi makinesinin pillerini şarj etmemiş :x

Ben de TRT ‘nin sık sık yaptığı gibi arşivden fotoğraflar yayınlıyorum :D

Samih (Kuzen), Mahmut (Amcam), Kadir (Kuzen)
Samih (Kuzen), Mahmut (Amcam), Kadir (Kuzen)

Aneyin Eli :)
Aneyin Eli :)

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun

Kurban bayramınız kutlu olsun.

Giden gün biraz bakındım. Kurban bayramı Arapçada Īd al-‘Adhā (عيد الأضحى), Farsçada Eid-e Gorbān (عید قربان) şeklindeymiş. Kurban kelimesi Arapça K-R-B kökünden türemişmiş. (Bildiğiniz üzere Arapçada sesli harfler değiştirilerek kelime türetilirmiş. Kitap -> Katip gibi, K-T-P) . Yani aKRBa ile KuRBan aynı kökten gelmektedirler. Kelime anlamı olarak yakınlaşma, yakınlık demekmiş. Kur-an’daki kelime anlamı ise kulun Allah’a yakınlaşmasıymış. Kur-anda (Fatiha, İhlas, Felak ve Nas’tan sonra en sevdiğim sûre olan) Kevser suresinin 2. ayetinde “Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes”(Fe salli li rabbike venhar) emrolunmuş. Hac suresinde ise dinimizdeki yeri, anlam ve önemi belirtilmiş (“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.”).
Başlangıcı “Hz İbrahim’in oğlu Hz İsmail’i Allah’a kurban etmesinin emrolunması üzerine Hz İbrahim emri yerine getirken bıçak kesmez ve Hz Cebrail elinde bir Koç ile gelir.” şeklinde rivayet edilir. Musevi inancında da olay bu şekildeymiş. Bilmediğim konularda çok konuşmadan konuyu kapatayım. Hepinizin Kurban bayramını tekrar kutlar, küçüklerin gözlerinden, büyüklerinden ellerinden öper, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı nice bayramlar dilerim.

Yukarıdaki bilgileri uydurmadım tabi ki işte kaynak ;)