Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm

Sevgili  günlük, dün gece ben öldüm biliyor musun? Evet evet herkes gibi kalp krizinden. Sen hiç kalp krizinden öldün mü? Önce sol göğsünde hafif bir ağrı oluyor. Sonra kalp atışların yavaşlıyor ve sertleşiyor. Elinle göğsüne dokunmasan bile hissediyorsun kalp atışları. Giderek yavaşlıyor yavaşlıyor. Sonra yığılıveriyorsun yere. Ardından birileri geliyor yanıbaşına kalp masajı/elektroşok vs. Hiç birini hatırlamıyorsun, hissetmiyorsun.  Beyaz ışık, ışığaaa geeeel sesleri falan yalanmış sakin inanma. Saatler sonra gözünü hastanede bir yatak üzerinde açıyorsun. Sanki sadece uyuyup uyanmışsın gibi. Tek fark kendini yorgun ve hasta hissediyorsun. Ne olduğundan habersiz etrafında senin ayılmanı bekleyen sevdiklerine bakıyorsun. Çok geçmeden doktor geliyor yanına durumu anlatıp bundan sonra dikkatli olmanı, eğer fazla efor sarfeder, yorulursan benzer bir durumun tekrar oluşma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. Artık ip üzerinde, aynı şeyin tekrar olmasından korkarak yaşamaya başlıyorsun. En güzeli de ne biliyor musun? Böyle bir rüya yaşamın değerini hatırlatıyor sana. Sevdiklerinizle birlikte mutlu bir yaşam dileğiyle…

Ek: Ekim 2007 de şöyle bir yazı yazmışım belki ilginizi çeker.

Türk Kahvesi

Şekil a

Herhangi bir lokanta ya da köşe başı dürümcüsünde bir güzel yemek yedikten sonra kahvesiz kalkmak olmaz. (Dikkatini çekti mi? Kahvesiz diyorum. Türk kahvesiz değil!) Afiyetle yemeğimizi yedikten sonra garsonu çağırır ve ona:

S:Şekersiz bir kahve alayım.

deriz. 5dk içinde şekil a’daki gibi kahvemiz hazırdır.

Aynı işlemi birazcık gösterişli ya da ismi Türkçe olmayan bir mekanda yapalım. Garsonu çağıralım ve ona:

S:Şekersiz bir kahve alayım.

G:Türk kahvesi mi?

S:Hayır geri zekalı Kopi Luwak ( Civet coffee ) ama sen anlarsın diye belirtme ihtiyacı hissetmedim.

Küçüklüğümde lira deyince akla türk lirası, lokum deyince türk lokumu ve kahve deyince de türk kahvesi gelirdi. Şimdilerde ise kendimi New York’ta bir Türk Lokantasında hissediyorum.  Yazıya başlarken yazmak istediklerim bunlar değildi ama çıkıverdi işte. Neyse ne diyorduk. Bol köpüklü mis gibi bir Türk kahvesi kahve. Memlekete gidince her oturduğumuz yerde ikram etmeden bırakmazlar. Bazen kahve içtikten sonra çarpıntı ve ellerimde titreme oluyor, iki gün üst üste fazla kahve içersem de midemde yanmalar başlıyor. Bugün aklıma geldi ve biraz bakındım.

Zararları

Kalp

Aşırı kahve tüketimi kalbi olumsuz yönde etkiliyormuş. Fazla kafein kalbin ritmini bozarak çarpıntıya sebep oluyormuş. Çarpıntı ve ellerimdeki titreme bu yüzden oluyormuş. Doktolar kalp hastalarına kahve tüketimini bu nedenle yasaklıyorlarmış.

Mide

Kahve midede asit salınımını arttırıyormuş. Ülser gibi hastalıkları çoşturuyormuş.

Bunlara ek olarak fazla kahve tüketimi tansiyona, vitamin ve mineral kaybına, migrene, doğurganlığın azalmasına ve hamilelikte bebeğin zarar görmesine neden olabiliyormuş.

Zararının yanında faydaları da var tabi ki.

Faydaları

Kahve, beyni uyararak konsantrasyonun sağlanmasına katkıda bulunuyormuş. Yeşil çay gibi antioksidan etkiye sahipmiş ve kanserli hücrelerin çoğalmasını engelliyormuş.  Ağrı kesici görevi görerek baş ağrılarını azaltıyormuş. Düzenli kahve içenlerde siroz gibi karaciğer hastalıklarına daha az rastlanıyormuş. Safra taşı oluşumunu azaltıyormuş. Son faydası da güzel Türk kızlarımız için. Kahve selülite iyi geliyormuş :)

Kaynak: Mailce